Site Overlay

YENİDEN DİRİLİŞ PROBLEMİ

 

Kıyamet günü canlıların yeniden diriltilmesine nüşür, dirilen canlıların hesap görecekleri yerde toplanıp oradan da cennet ve cehenneme girmelerine haşir adı verilir.

Haşir bedensel mi olacak, ruhsal mı olacak sorularının cevabına gelince İslâm bilginleri bu sorulara farklı cevaplar vermişlerdir. İslâm bilginlerinin çoğu haşrin bedensel olacağı görüşünü savunmuşlar, kutsal metinlerin dış anlamlarına dayanarak böyle bir kanaate ulaşmışlardır.

Bazı İslâm filozofları haşrin ruhsal olacağını savunmuşlar, bedensel haşre işaret eden kutsal metinleri halkın seviyesine uygun düşen sembolik ifadeler olarak görmüşlerdir. Filozofların bedensel haşre karşı çıkmalarının sebepleri arasında reankarnasyondan kaçma düşüncesi vardır. Onlar eğer bedensel haşir olursa, eski bedenin benzerinin yaratılması zorunludur, dolayısıyla ruhun yeni bir bedene girmesi de reankarnasyon olur diyerek bedensel haşre sıcak bakmamışlar ve ruhsal haşri savunmuşlardır. Gazzâli, kutsal metinlerin dış anlamından bedensel haşir olacaktır sonucunu çıkarmış, ilgili metinlerin sembolik yorumuna izin vermemiştir. Fakat Gazzâlî bazı kutsal metinlerin sembolik olarak yorumlanabileceğini de benimsemiştir([1]). Filozoflar da sembolik anlamlardan yola çıkarak ruhsal haşri benimsemişlerdir

İslâm bilginleri arasında iki çeşit ruh tiplemesi olduğundan dolayı bedensel haşirde bedenin hangi tip ruhu taşıyacağı konusu da görüş ayrılığına yol açmış, bazı Kelâmcılar bedenin cisim yapısındaki ruhu taşıyacağını kabul etmişlerdir. Mâturîdî, Gazzâlî gibi bazı Kelâmcılar ise bedenin madde dışı manevî bir varlık olan ruhu taşıyacağını kabul etmişlerdir.

Yine Kelamcıların bir kısmı bedensel haşirde eski bedenin aynısı yaratılacaktır görüşünü savunmuşlardır. Mâturîdî kelâmcısı İbnü’l-Hümâm da bu görüştedir. Gazzâli ve İslâm filozoflarından bir kısmı yeniden yaratılan bedenin maddesinin, eskisinin aynısı değil de bir benzerinden oluşacağını savunur. Çünkü eski maddeleri bitkilerin, hayvanların bünyesine de karışmış olabilir. Bu yüzden de bedenin aynısının değil benzerinin yaratılması mümkündür. Ancak acbu’z-zeneb gibi hem yok olmaktan korunmuş hem de hayvanların ve bitkilerin bünyesinde aslî madde olmaktan korunmuş olan ve bedenin temel özelliklerini taşıyan maddelerin yeniden yaratılan bedene esas teşkil edeceği her iki görüş mensupları tarafından da benimsenmiştir. Ayrıca bu konuda sahih hadisler mevcuttur.

İslâm filozofu İbn Rüşt ise, haşrin kabulünü zorunlu görmüş, bu kabul ister ruhsal haşir olsun, ister bedensel haşir olsun fark etmez, önemli olan haşrin kabul edilmesidir demiş, görüş ayrılıklarına hoşgörüyle bakmış, kendisi ruhsal haşri kabul ettiği halde, Gazalinin bedensel haşirde beden eski bedenin benzeri olacaktır görüşünü haklı görmüştür.

Gazâli’nin Fârâbî ve İbn Sina gibi filozofları, bedensel haşri kabul etmiyor diyerek tekfirine gelince, bu haşirle ilgili kutsal metinlerin yorumunun bedensel haşre daha uygun düştüğünden kaynaklanabileceği gibi, siyasal nedenlerle de böyle bir tekfire gitmiş olabilir.

İbn Sînâ, İbn Rüşt ve diğer bütün İslâm âlimleri haşrin ve bu dünyadan farklı bir yaşam biçimi olan âhiret hayatının varlığı üzerinde ittifak etmişlerdir. Yine bütün İslâm âlimleri haşri ve âhiret hayatını inkar edenlerin küfrü ve dinden çıkacağı üzerinde ittifak etmişlerdir. Çünkü bu konudaki bütün âyet ve hadisler, âhiret hayatı ve haşrin varlığını kesin ve net olarak ispat etmektedir.

 121 total views,  2 views today

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir