İNANÇ VE AHLÂK BAĞLAMINDA DÖRT KİTAPTAN YANKILAR

İNANÇ VE AHLÂK BAĞLAMINDA DÖRT KİTAPTAN YANKILAR[1]

 

[1] Emrullah Fatiş, İnanç Ve Ahlâk Bağlamında Dört Kitaptan Yankılar, Eğitim Kitabevi Yayınları, 1. Baskı, Konya 2016, s.185-191.

Ehl-i Kitap’ın elindeki Eski Ahit ve Yeni Ahit’in bütün bölümlerini inceledik. Eski Ahit ve Yeni Ahit’in toplamına Kitabı Mukaddes adı verilmektedir. Kitabı Mukaddes içerisinde üç kitap vardır. Bunlar Tevrat, Zebur ve İncil’dir. Kuranıkerim ile birlikte dört kitabı inanç yönünden ve evamir-i aşare (on emir) açısından ele aldık, adı geçen dört kitaba göre karşılaştırmalar yaptık. İtikadi açıdan da on emir içerisinde geçen itikadi konularla, Müslümanların temel inanç esasları olan imanın altı şartını da dört kitaba göre gözden geçirdik. On emir kapsamındaki öğretilerle dört kitap arasında büyük ölçüde uyumun olduğunu gördük.

İmanın altı şartına gelince, bu altı şartta yaratıcının varlığını kabulde, meleklerin varlığını kabulde, tanrının ilahi kitap göndermesinin imkânında, Allah'ın peygamber göndermesinin kabulünde, kaza ve kaderin kabulünde dört kitabın ortak kabule sahip olduğunu gördük. Bu ortak kabule rağmen dört kitap arasında büyük farklılıklar olduğu da bir gerçektir. Şimdi bu farklılıkların neler olduğunu görelim:

1- Dört kitapta Allah'ın birliğine işaret eden metinler bulunmasına rağmen, İncil teslis inancını savunmakla çelişkiye düşmektedir. Tevrat taraf tutan milli tanrı, yöresel tanrı algınlığıyla çelişkiye düşmektedir. Zebur’da da kılıç kuşanan, elinde kâse tutan cisimli tanrı algısı mevcuttur.

 2- Dört kitapta da puta tapma yasağı ittifakla verilmektedir.

 3- Dört kitapta da Allah sevgisi vardır fakat Allah algılarının mahiyetinde ciddi düzeyde ayrılıklar vardır.

4- Dört kitapta da anne ve babaya saygı ilahi bir emirdir. Yahudilikte anne ve babaya saygısızlık gösterenin öldürüleceği yönünde hükümler vardır. Böyle bir hükme diğer üç kitapta rastlanmamaktadır.

5 - Adam öldürmeyi dört kitap da yasaklamaktadır fakat bazı Yahudilerin yöresel tanrı algılarında tanrı adına adam yakma geleneği gözden kaçmamaktadır.

Kur’an'da kim olursa olsun bir insanı kurtaran tüm insanları kurtarmış gibi sevap kazanır, bir insanı öldüren diğer tüm insanları öldürmüş gibi günaha girer.

6- Dört kitapta da zina yasaklanmıştır. Zina edene farklı ceza türleri uygulanmaktadır. Zebur’da zinaya ilişkin ceza türüne rastlanmamakla birlikte, Tevrat'ta yakma ve ölüm cezası uygun görülmektedir. Fakat Yahudilikte zina eden peygamber tiplemeleri ile Tevrat'ın kendi içinde ciddi düzeyde tutarsızlık oluşmuş durumdadır.

İncil'de zina edene ölüm cezasını hiç suç işlememiş bir kişinin vermesi istenerek cezanın askıya alınmasına zemin hazırlanmaktadır.

 Kur’an'da zina edenlere ölüm türü ceza uygulamasına rastlanmamakla birlikte yüz sopa vurma cezası vardır.

 7-Dört kitapta da hırsızlık yasaklanmıştır.

Tevrat'ta hırsızlara uygulanacak dünyevi ceza olarak hırsızın evde yakalanması, evden ayrıldıktan sonra çaldığı mallarla birlikte yakalanması farklı cezalar gerektirmektedir. Bu cezalar hırsızı öldürme, hırsızın çaldığı malların kat kat fazlasını ödemesi gibi ceza türleridir. Aç hırsız karnını duyurmak için çalmışsa bağışlanır.

Zebur’da hırsıza uygulanacak ceza türüne yer verilmemekle birlikte her türlü haksızlığı yapan kişilerin ilahi adalet önünde yargılanması istenmektedir.

İncil'de hırsızlık yasaklanmakta, insanlara yapılan haksızlıkların karşılıksız kalmayacağına vurgu yapılmaktadır.

Kur’an'da da hırsızlık yasaklanmakta, hırsızlığa yol açan sebeplerin ortadan kaldırılması istenmekte, bu sebepler ortadan kaldırıldıktan sonra hırsızlık olayı gerçekleşmişse ellerini kesme cezası öngörülmektedir. El kesme uygulaması üzerinde farklı yorumlar yapılmaktadır.

8- Yalancı şahitlik de dört kitapta yasaklanmaktadır. Tevrat'ta ve Zebur’da bu suçun iğrençlik ve ilahi lanet kapsamında olduğu ve karşılıksız kalmayacağından söz edilmektedir.

İncil'de de iyi günler görmek isteyenlerin yalandan ve yalancı şahitlikten uzak kalması istenmektedir.

Kuran'da en yakınımız bile olsa onlar lehine yalancı şahitlikte bulunmamız yasaklanmakta, puta tapma ile yalancı şahitlik peş peşe gelen ifadeler içerisinde yapılmaktadır. Bu yolla yalancı şahitliğin ne kötü bir iş olduğuna dikkat çekilmektedir. Bu yasağı çiğnemeyenler ise cennetlik kişilerin vasıflarından bir vasıf taşımaktadırlar.

9-Dört kitapta da komşuya zarar vermeme emredilmektedir.

Tevrat'ta düşmana bile iyi muamele emredilmekte, komşunun ırz ve namusunun korunması istenmektedir.

Zebur’da komşusuna karşı iyi görünüp onun hakkında kötü düşünenler eleştirilmektedir.

 İncil’de kendimize yapılmasını istemediğimiz şeyleri komşumuza da yapmamamız istenmekte, haksızlıkların karşılıksız kalmayacağı yönünde vurgu yapılmaktadır.

10- Dört kitapta da yaratıcının varlığı noktasında ittifak vardır. Tevrat'ta Allah'ın birliği, eşsizliği ona ortak koşulmayacağı, eğer ortak koşan olursa öldürüleceği yönünde bilgiler yer almaktadır. Bununla birlikte Tevrat Yüce Allah'ın vasıflarıyla uyuşmayan tanrı algılarına da sahiptir. Bu algılar:

  1. Tanrının gezip dolaşması, güreşip yenilmesi gibi insanlara ait bazı vasıflar taşıması,
  2. Tanrının Yahudilerin tarafını tutması,
  3. Tanrının bulutlara binmesi, Kerubiye binmesi gibi mekân tutan tasvirler taşıması,

Zebur’da da bir ve eşsiz tanrı tasvirine yer verilmekle birlikte elinde içki dolu kâse tutan, kılıç kuşanan, Keruv’a binerek uçan insan özellikli tanrı tasvirleri de vardır.

 İncillerde her ne kadar bir ve eşsiz olan tanrı tasvirleri varsa da bu tasvirler Teslis inancını kabul eden örneklerle etkisiz hale gelmektedir.

 Tevrat, Zebur ve İncil'in aksine Kur’an'da bir ve eşsiz olan cisim dışı bir tanrı kabulü yer almaktadır.

11- Dört kitaba göre de melek inancı vardır.

 Tevrat, Zebur ve İncil’e göre hayır ve şer melekleri vardır. Bu Kuran'a aykırı bir melek tiplemesidir.

Kuran'a göre melekler, doğrunun, dürüstlüğün sembolüdür. Kuran'da şer melekleri algısı yoktur.

12-Yüce Allah'ın peygamberlere kitap gönderebileceğinin imkânında dört kitap ittifak etmektedir. Bu kitapların neler olduğu yönünde görüş ayrılığı vardır. Tevrat'ta Hezekiel’e verilen kitap tomarı ile Samiriye Tevrat'ından söz edilmektedir. Yahudiler Tevrat'ı kabul ederler, İncil ve Kur’an’ı kitap olarak kabul etmemektedirler. İncil'de ise önceki peygamberlere gönderilen kitaplar kabul görmekle birlikte, bunların isimlerinin neler olduğu yönünde bilgiye rastlanmamaktadır.

 Kuran ise önceki peygamberlerin kitaplarını kabul eder, ayrıca Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an adlarına yer verir ve bunların kitap olduğu vurgusunu yapar. Ayrıca bazı peygamberlere küçük sahifeler verildiği yönünde bilgiler verir.

13-Dört kitaba göre Allah peygamber göndermiştir fakat peygamberlerin ismi üzerinde ittifak yoktur.

Kuran'a göre 25 peygamberin ismi verilmekte Tevrat bu 25 peygamberden on altısını ismen vermekte, Hz. Muhammet ve Hz. İsa’ya yer vermemektedir. Çünkü Yahudiler bu ikisini peygamber olarak kabul etmemektedir. Tevrat’ın verdiği bu on altı isimden bir kısmı açıkça peygamber ilan edilmekte, bir kısmı da peygamber sayılmamaktadır. Bir kısmının da peygamber olup olmadığına dair açık bir veri yoktur. Tevrat'a göre kadınlardan da peygamber olabilir. Hıristiyanlar Eski Ahid’i kabul ettiğine göre, onları da Tevrat’ın çelişkili, karışık peygamber algısına sahip olarak düşünebiliriz.

Zebur’da da Hz. Musa ve Hz. Harun gibi peygamberlerin adına yer verilir. Hz. Musa’nın mucizeleri Tevrat'takine benzer şekilde anlatılır.

Kur’an her millete peygamber gönderildiğinden söz eder. Bunlara iman farzdır. Tahrif olmamış tek kitabın Kuran olduğunu, kıyamete kadar da tahriften korunacağını anlatır.

14- Dört kitaba göre ahiretin varlığı, insanların orada ceza ve ödül görecekleri kabul görmektedir. Ahiretle ilgili en ayrıntılı bilgiyi Kur’an vermektedir.

Cennet ve cehennem kavramı İncil’de net olarak verilmektedir. Tevrat ve Zebur’da cennet ve cehennem kavramları ismen yer almamakla birlikte ahiret hayatının varlığı insanların orada ceza ya da mükâfat görecekleri kabul edilmektedir.

15-Dört kitabın dördüne göre de önceden planlanmış, insanların iradesini dışlayan kader anlayışı yoktur. İnsanlar fiillerini kendi özgür iradeleri ile hür olarak işlerler. İnsanların ilerde neler yapacaklarını Allah'ın bilmesi onların iradelerini ortadan kaldırmaz.

Kısaca, Tevrat, Zebur, İncil ve Kur'an arasında Allah'ın varlığı, meleklerin varlığı, ilahi kitapların gönderilme imkânı, peygamberlerin varlığı, onlara mucizeler verilmesi, ahiret gününün varlığı, kulun iradesini dışlayan kader anlayışı yerine kulun iradesine bağlı kader, ceza ve ödül algıları kabul görmektedir. On emirde de büyük ölçüde bu dört kitap arasında uyum vardır. Kabul edemediğimiz hususlar şunlardır:

1-Tevrat’ta:

  1. Allah'ın millileştirilmesi,
  2. Allah’ın güreş tutması,
  3.  Allah'ın kişiselleştirilmesi,
  4.  Allah'ın mekân tutması,
  5. Hayır ve şer meleklerinin varlığı
  6. İçki içen ve zina eden peygamber algıları.
  7.  
  1. Allah'ın kişiselleştirilmesi,
  2. Hayır ve şer meleklerinin varlığı

 

2- İncillerde:

  1. Üçlü tanrı tasvirleri,
  2. Allah'ın kişiselleştirilmesi,
  3.  Hayır ve şer meleklerinin varlığıdır.

 

Kısaca, günümüze kadar bozulmadan gelen son kitap Kur’an’dır. Tevrat, Zebur ve İncil’de Kur’an’ın tasdik ettiği ve onun verilerine uygun itikadi ve ahlâki hükümler bulunsa bile bu hükümleri çürütecek düzeyde hem itikat hem de ahlâk alanında bozulmalar olmuştur. Bu bozulmalardan bir kısmı Kur’an peygamberlerine iftira boyutuna ulaşmıştır.

 

 

Foto Galeri