KUR’AN’A GÖRE AHİRETE İMANIN ÖNEMİ[1]

KUR’AN’A GÖRE AHİRETE İMANIN ÖNEMİ[1]

 

[1] Emrullah Fatiş, Kur’an’a Göre Ahirete İmanın Önemi, Ravza Yayınları, 3. Baskı, İstanbul 2016, s.185-188.

İnsanlar İlk Çağ (Antik Dönem), Yeni Çağ ve Modern Çağ olmak üzere tarihin her döneminde ahiretle ilgili problemler yaşamıştır. Kur’an’ın muhatabı olan insanlar arasında da benzer problemler vardı.  Kur’an ateist fikir akımlarına ve ahiretsiz din anlayışlarına asla destek vermemektedir. Kur’an inkârcıların ileri sürdüğü problemlerin varlığını doğrulamakta ve bu problemlerin çözümüne çalışmaktadır. Çünkü Kur’an ahiret inancına oldukça önem vermekte, ahiretin varlığını yüzlerce argümanlar içerisinde ispata çalışmaktadır. Çünkü dünya ve ahiret mutluluğunun sırrı insanların bu inanca ulaşmalarını sağlamaktır. Ahiret inancını içselleştirerek ona inanan kişinin dini hayatında bütünlük oluşur. Kur’an, ahiret inancı dejenere olmuş kişilerin kalplerine bu önemli inancı tekrar yerleştirip kökleştirmeye oldukça önem vermekte ve hayatın anlam kazanmasını da bu inanca bağlamaktadır. Kur’an, vahşi bir hayat anlayışına sahip toplumları değiştirerek ideal bir nesil yetiştirmeyi hedefleyen mesajlarla doludur. İşte bu mesajların odak noktasını da ahiret inancı oluşturmaktadır. Ahiret inancında dünya ile ahireti dengede tutarak insanları her ikisinde de mutlu etme kuralı vardır. Yine ahiret inancında insanlar arasında paylaşılan ortak değerleri pekiştirme özelliği vardır. Bu özelliğin çalıştırılması insanların dünyada barış ahirette huzura kavuşmasını sağlar.

Kur’an’ın ortaya koyduğu maddi cennet ve cehennem tasvirlerinin sembolik olarak yorumlanması, Yüce Allah’ın yetiştirmek istediği ideal insan tiplerini ortadan kaldıracağından doğru bir yaklaşım olarak değerlendiremeyiz. Cehennemle ilgili olarak Kur’an’da çizilen ceza motifleri maddi olduğu gibi yine cennetle ilgili olarak çizilen ödül motifleri de maddidir. Maddi motifleri etkisiz hale getirmek, cehennemden caydırma motifleriyle, cennete özendirme motiflerini etkisiz hale getirmekle eşdeğer anlam taşır. Cazibesini kaybetmiş bir uyarı tipi de hedeflenen insan tipini yetiştirmede başarısızlığa yol açar.

Ahiret inancı Kur’an’ın üzerinde durduğu en önemli ilkelerden biridir. Âhirete tam olarak inanan bir insanın hayatı yeni bir boyut kazanacağından onun ölümden korkusu kalmaz. Toplumsal hayatta insanı iyiye, doğruya, insanlara faydalı olmaya yönlendirecek en önemli faktörler ahiret inancının yapı taşını oluşturur.

Kur’an, ahirete iman üzerinde yüzlerce vurgu yaparak onu inkârın sağlam bir dayanağı olmadığı yönünde deliller sunarak bu inancı zihinlere yerleştirmeye çalışır. İnsanlara hayatın her aşamasında, ahireti hatırlatacak ibadetle ilgili, ahlâkla ilgili uygulamalar teklif edilir. Bu uygulamaları kabul eden müminler, takva sahibi kişiler olarak ilan edilir. Yine bu kişilere verilecek ödüller tek tek tanıtılarak örnek insan modeli oluşturulmaya çalışılır. Bu bağlamda geçmişte örnek olmuş kişilerden övgüyle söz edilir. “Cennet nimetleri”, “Yüce Allah’ın sevgisini kazanma” gibi ödüllere kavuşmak için, kendine, çevresine, toplumuna faydalı bir mümin olma ölçütü esas alınır. Bu ölçütleri taşıyan müminlerin, ahirette Yüce Allah’ın huzuruna çıktıklarında kolay hesap verecekleri hatırlatılarak, iyi bir insan olmanın faydalarına dikkat çekilir. Çünkü bireyleri iyi insanlardan oluşan ailede, toplumda kısaca her yerde huzurlu ve mutlu bir hayat olacaktır. İslam dininin amacı da insanları dünyada ve ahirette mutlu etmeye yöneliktir.

Kur’an 115 yerde dünya 115 yerde ahiret vurgusu yaparak dünya ve ahiret işlerinin dengede tutulmasına da işaret eder. O mümin olma vasfını kaybetmiş inkârcılara karşı da sert uyarılarda bulunur. Onların ahirette Yüce Allah’ın huzuruna çıktıklarında zor hesap verecekleri hatırlatılır. Dünyada işlenen kötü fiillerin cezasız bırakılmayacağı, insanların sıkı bir ilahi denetim altında olduğu, yapılan hiçbir eylemin Yüce Allah’ın dikkatinden kaçmadığı, onun insanlara şah damarından daha yakın olduğu vurgusuyla dile getirilir.  Ayrıca işlenen kötü fiillere ahirette melek tutanakları ve insan uzuvlarının da tanıklık edeceği anlatılarak kötülüklerin izlendiğine ve cezasız bırakılmayacağına gönderme yapılır.

Kur’an, kötü insanların, inkârcıların, Yüce Allah’ın sevgisini ve cennet nimetlerini kaybedeceklerine, cehennem azabına çarptırılacaklarına işaret eder ve cehennemin korkunç sahnelerine, haşir şekillerine yer verir.

Kur’an’da cennetliklerle cehennemliklerin konumu karşılaştırılarak, cehennemliklerin kaybettikleri nimetlerden dolayı pişman olduklarına vurgu yapılır.

Kur’an’da çizilen inkârcılarla ilgili tüyler ürperten haşir şekilleri ile onların cehennemde çarptırılacakları korkunç azap motifleri, kötülükten, inkârdan caydırıcı iyi insan modeline yönlendirme motifleridir.

Aslında Kur’an’ın ahiret hayatıyla ilgili olarak yüzlerce ayet içinde sunduğu argümanlardan çıkartacağımız sonuç, bu dünyada iyi insan modelini oluşturmak, kötü insan modelinden nefret ettirmek, uzaklaştırmaktır.

Kısaca Kur’an’ın çizmeye çalıştığı cennete özendiren, cehennemden caydıran motifler, insanların hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olmalarına yöneliktir. Kur’an’ın bu hedefinin gerçekleşmesiyle, hem birey, hem aile, hem toplum mutlu bir hayat tarzı yakalayacaktır. İşte bu hedef ahirete imanın en önemli noktasıdır.

Ayrıca ahirete iman, bireysel, sosyal ve kozmolojik felaket ve olumsuzluklardan etkilenen insanların ümitlerini yitirmeme noktasında da psikolojik rahatlatma etkisine sahiptir.

Sonuç olarak, ahirete iman hem psikolojik açıdan, hem de insanları dünya ve ahirette mutlu  etme açısından son derece önemli, bir dinin olmazsa olmazlarını teşkil eden temel unsurdur. Çünkü ahirete imanın şekillendirdiği ahlâkî yapıya kavuşmuş insanların yaşadığı toplum her iki dünyada da hüsrana uğramaz.

Foto Galeri